Orses_Banner.jpg

İclâl-Tunca ÖRSES

Çöldeki İnce Donanma

Keşke buralarda vazife alsaydım…

AHMET CEMAL PAŞA -1918

Yenilgi sonrasında İstanbul’a dönen Cemal Paşa, Kompartımanın penceresinden gördüğü Anadolu’nun perişan panoraması karşısında, özel kalem müdürü Falih Rıfkı’ya "keşke buralarda vazife alsaydım" sözleriyle yakınmıştı. Eski 4. Ordu komutanının bu cümlesinde, Suriye – Filistin cephesinde yaptırdığı bayındırlık işlerine özeleştiri ve serzeniş vardır. Cemal Paşa Suriye’den ayrılırken, arkasında imar edilmiş kentler, Pozantı’dan Birüssebi’ye dek uzanan kara yolları ve beş yüz kilometrelik demiryolu ağı bırakıyordu. 

 

Cemal Paşa İstanbul'dan gelen mebuslara Lut Gölü'ndeki ince donanmayı gezdirirken

 

Ordu komutanlığı süresince taçsız bir imparator tutumu sergileyen Cemal paşa, bir yandan başkaldırı hazırlıkları yapıp, bir yandan rezilane biçimde kendisine övgüler yağdıran Arapların da etkisinde kalarak, bölgede bulunan kentlerde, egosunu tatmin etmek için kendi adıyla isimlendirilen bulvarlar, meydanlar açmıştı. Cemal paşa tüm çalışmalarını konunun uzmanlarıyla yürütüyordu. Bağdat Demiryolu başmühendisi Heinrich August Meissner Paşa başta olmak üzere pek çok Alman uzman 4. ordunun hizmetine alındı. Kutsal mekanların restorasyonu için bile gerçekleşmeyecek projeler üretildi.

 

Mavnalardan malzeme boşaltılması

 

Kudüs menzil komutanı Ruşen Bey ve Sina Çölü menzil komutanı Behçet Beyler de işlerinin ustası subaylardı. Cemal Paşa’nın ordusunu yönetirken ve bayındırlık çalışmaları yaparken verdiği emirler, sertlikleriyle ün salmıştı. Emriyle inşası başlayan bir yol yapımı, istediği sürede tamamlanmazsa, yapımın durduğu yerde sorumlu mühendisi asacağını söylerdi. ( Doğal olarak hiçbir mühendis asılmadı.)  Çölde bulunan yerleşim alanlarını bile bahçeler ve havuzlarla donatan Cemal Paşa aslında boşa gidecek olan bir çalışma içersindeydi. Savaş giderleri dışında sarf edilen bu para ve emekler askeri alana yönlendirilseydi, 4. ordu daha uzun bir süre savaşı sürdürebilirdi.  Başkomutan vekili Enver Paşa, Ordu bölgesini denetlerken yapılan lojistik ve bayındırlık işlerine hayran kalmış, yanında bulunan Albay İsmet ( İnönü ) ise beğenisini “Hazreti Nuh ile Edison kol kola” sözleriyle belirtmişti.

 

Motorbotların Kudüs sokaklarından geçirilmesi. Önde ortada menzil Komutanı Ruşen bey

 

CEMAL PAŞA’NIN BAHRİYE PEŞREVİ

 

Cemal paşa iki şapkaya sahipti. Bahriye Nazırlığı ve 4. Ordu Komutanlığı. İstanbul’da nazırlığa, Enver paşa vekalet ediyordu.  Cemal Paşa bahriyeyle ilgisini hiçbir zaman koparmadı. Suriye’ye yanında Nazırlıkla iletişimini sağlayacak bazı denizci subaylarla gelmiş, ayrıca yaverleri arasında bir bahriye subayı yer almıştı.  Akdeniz tümüyle İngiliz ve Fransız ortak donanmasının hakimiyeti altındaydı. 4. ordu sorumluluğundaki kıyı bölgelerinde bulunan kasabalar düşman donanması tarafından bombalanıyorlardı. Cemal Paşa, öncelikle Donanma komutanlarına mektuplar yazıp, tehditler savurma gibi farklı yöntemler kullanarak sivil halkın kayıplarına yol açan bu bombardımanlara son verdi. Çölde yapılanan birliklerin lojistik gereksinimleri için deniz yolu ulaşımı olanakları araştırıldı, Yafa’dan hareket eden yiyecek yüklü kayıkların hiçbir engelle karşılaşmadan Elariş’e gidip gelebildikleri görülünce, yelkenli teknelerden yapılanan küçük bir filo ve ulaşıma komuta eden "Deniz Nakliyat Bürosu" kuruldu.

 

 Bahri LUT Seyri Seffain Kurulunda yer alan İstanbuldan gelmiş Deniz Subayları

 

Abluka altında tehlikeli yolculuklar yapan yelkenlilerin bazıları batırılarak kayıplar verildi. Ancak Düşman donanması, savaşın uzun süren bir döneminde bu İnce donanmanın kaçak seferlerini engelleyemedi. Çöldeki denizcilik faaliyetleri kapsamında, İstanbul’dan mayınlar getirtilmesi de vardı. Gönüllü olarak seçilen müfrezelerin düzenlediği akınlarda, bu mayınlar iki devenin arasına bağlanarak taşınıp, Süveyş kanalı trafiğini engellemek amacıyla kanal sularına bırakılıyordu. Akınlara mayın ustası bir bahriyeli astsubay katılmaktaydı. Kanalın mayınlanması, çeşitli nedenlerle gemi batırılmasını sağlayamadı ancak İngilizlerin periyodik olarak mayın aramaya zorunlu kalmaları nedeniyle trafik yavaşlatılmış ve mayınlanma tedirginliği sürdürülmüştü. Ayrıca, Kudüs’te bahriye personeli kullanılarak oluşturulan bir telsiz takımı görev yapıyordu. 1916 yılı başında Ahmet Cemal Paşa’nın Deniz kuvvetleri içerikli yeni bir projesi ile çölde zorlu bir çalışma başlatıldı.

 

 Kudüste görev alan bahriye telsiz müfrezesi

 

YAŞAMAYAN BİR GÖL

 

Hıristiyanlar tarafından Ölü Deniz ismiyle adlandırılan Lut gölü, tektonik olaylar sürecinde, Şeria Nehri ve bölgede bulunan birkaç küçük akarsuyun biriken sularından oluşmuştur. 600 Kilometrekarelik bir alanı kaplayan ve yaklaşık 400metre derinliğe sahip olan göl, Akdeniz’den 396metre alçaklıkta bulunmaktadır. İçersinde bulunan tuz oranının yüksekliği ve kimyasal maddeler nedeniyle hiç bir canlı türünün yaşamadığı Lut gölü, akarsularla da beslenmeyen ve önemli jeolojik yapıya sahip asırlar önce ölmüş bir göldür. Dini anlatımlara göre bu bölgede ( Siddim Vadisi ) yer alan günahkar Sodom ve Gomora kentleri kükürt ve ateşle, yani bir deprem sonucu yok olmuşlardı. Birinci Dünya savaşı sırasında etrafında yerleşim alanı olmayan gölde, yalnızca bedevilere ait çok az sayıda küçük tekne bulunuyordu. Gölün Kudüs’e yakınlığı nedeniyle bu teknelerden yararlanan İngiliz casusların Kente sızdıkları belirlenmişti. 4. ordu menzil yapılandırmasını sürdürürken, Cemal Paşa Lut gölünde lojistik ulaşım işletmeciliği sağlayacak bir Filotilla kurulmasına karar verdi. Kara ulaşımına büyük ölçüde katkıda bulunacağı gerçeğine rağmen, Lut gölünde bir gemi topluluğu kurma kararı ilk bakışta olanak dışı gibi görülüyordu. Ancak Cemal Paşa’nın emri yine demiri kesecek ve bu ölü göl, beyaz Türk bahriyesi üniformalarıyla canlanacaktı.

 

 

 

 Lut Gölü'nde Osmanlı İnce Donanması'na bağlı olan tekneler

 

BAHRİ LUT SEYRİ SEFFAİN

 

Proje için öncelikle bir kurul teşkil edildi. gerekli olan Motorbot, yelkenli ve mavnalar, Yafa ve Hayfa liman kentlerinde belirlendi. Satın alınan ya da el konulan tekneler, Tren yoluyla Kudüs’e getirildi. Zorluk burada başlıyordu. Kudüs – Lut gölü arasında 40 kilometre uzunluğunda yokuş aşağıya inen son derece engebeli bir arazi bulunmaktaydı. Taşıma görevini Kudüs menzil komutanlığı üstlenecekti. Albay Ruşen Bey, özel donanımlı büyük Öküz arabaları imal ettirdi ve tertip edilen törenle taşıma işlemi başlatıldı. Albay Ruşen, Kudüs caddelerinde bir motorbotun üstüne çıkmış, Kaptan-ı Derya tavrıyla en önde yol alıyordu. Beş adet motorbot ve diğer tekneleri taşıyan arabalar zorluklar çekerek bir hafta içersinde Lut Gölüne ulaştılar. Asırlar süren bir aradan sonra gölün kıyısında ilk kez yapılar yükselmeye başlamıştı. Gemilerin tamir ve kalafatlanması için ufak çaplı bir tersane kuruldu. Ayrıca küçük bir tamir fabrikasıyla, yapılanan filotilla personeli ve ücretle çalıştırılacak hamallar için gereken barınma yerleri inşa edildi. Teknelerde görev yapacak yedi deniz subayı ve yeterli sayıda bahriye eri, İstanbul’dan yola çıkarak Lut Gölüne geldiler. Tüm denizciler tahta barakalarda kalacaklardı.
Lut Gölünde ulaşımı sağlayacak kurul için esaslı bir isim bulundu; "Bahri Lut Seyri seffain"

 

Lojistik malzemenin develerle getirilmesi

 


Oluşan ince donanma sisteminin çalışması lojistik malzeme getiren develerin göle ulaşmasıyla başlıyordu. Hamallar, çuvalları teknelere taşıyor, birbirlerine bağlanan ufak yelkenli ve mavnalar, bir motorbot tarafından çekilerek seyre geçiliyordu. Bu yöntemle her gün, gölün doğu kıyısından batı kıyısına 100 – 150 ton yiyecek ve eşya taşınabiliyordu. Lut Gölündeki ince donanma, görevini Kasım 1917’de Kudüs elden çıkana dek sürdürdü. Tesislerini yıkıp, teknelerinde delikler açan bahriye personeli, geri çekilmiş ve Cemal Paşa’nın emriyle İstanbul’a dönüş hazırlıklarına başlamıştı. Bu aşamada Liman Von Sanders Paşa, denizcilerin Suriye’de kalmaları ve Lut gölü tesislerinin benzerini Taberiye gölünde kurmalarını Cemal Paşa’dan rica etti. Cemal Paşa’nın bu isteği onaylamasından sonra Çöl bahriyelileri Taberiye gölüne transfer oldular. İngilizler Lut Gölünü ele geçirince, yalnızca bir motorbotu onarıp başkomutanları Lord Allenby’in eşinin adını vererek Adela ismiyle kendi hizmetlerinde kullanacaklardı. Köklü Osmanlı denizcilik geleneği "ince donanma" kutsal topraklarda çölün ortası sayılabilecek bir alanda son kez görevini yapmış, ulusal bağımsızlık savaşında yeniden dirilmeyi bekliyordu.

 

İngilizlerin "ADELA" ismini verdikleri motorbot (ABD KONGRE KÜTÜPHANESİ ARŞİVİ)

 

 Lut Gölü'nde Ulaşım

 

Lut Gölü Haritası

 

 

 

İCLÂL - TUNCA ÖRSES

 

MUHAREBE ALANI YER İSİMLERİ

13 Aralık 2017
01 Aralık 2017
07 Ekim 2017
30 Eylül 2017
29 Ağustos 2017
20 Ağustos 2017
29 Haziran 2017
12 Nisan 2017
12 Mart 2017
24 Şubat 2017
17 Şubat 2017
11 Şubat 2017
27 Aralık 2016
26 Kasım 2016
25 Ekim 2016
20 Ekim 2016
11 Ekim 2016
29 Eylül 2016
11 Eylül 2016
14 Temmuz 2016
13 Temmuz 2016
04 Temmuz 2016
28 Haziran 2016
15 Haziran 2016
05 Haziran 2016
03 Haziran 2016
15 Mart 2016
06 Mart 2016
01 Mart 2016
26 Şubat 2016
16 Şubat 2016
14 Şubat 2016
12 Şubat 2016
08 Şubat 2016
03 Şubat 2016
01 Şubat 2016
30 Ocak 2016
10 Ocak 2016
31 Aralık 2015
22 Aralık 2015
03 Aralık 2015
03 Aralık 2015
28 Kasım 2015
27 Kasım 2015
26 Kasım 2015
15 Kasım 2015
09 Kasım 2015
04 Kasım 2015
02 Kasım 2015
01 Kasım 2015
29 Ekim 2015

 

© 2015-2017 www.canakkalemuharebeleri1915.com