Gelibolu Yarımadası’na tıkanmış hale gelen cephe hatlarının durumunu iyileştirmek için yapılan girişimlerin ardından, bu tıkanıklığı açmak için başlatılan Ağustos 1915 İngiliz taarruzları da İtilaf kuvvetleri için bir yarar getirmemişti. Bu düğümün Anafartalar bölgesinden çözülmesi için ayın ilk haftasından sonraki günler boyunca sürdürülen faaliyetler çözümsüz kalmıştı. Akdeniz Seferi Kuvvetler Komutanı General Ian Hamilton, Çanakkale cephesinin bundan sonraki aşamaları için İngiltere’ye rapor vermiş ve bir kez daha takviye kuvvetlerine ihtiyaç olduğunu belirtmişti. İngiliz hükümeti her ne kadar Çanakkale Boğazı’nın aşılmasının ve bunun bir an önce yapılmasının önemini takdir etmiş olsa da gelinen en son noktanın ardından özellikle batı cephesi olmak üzere, birinci dünya savaşının cereyan ettiği her iki cepheyi de kontrol etmek mecburiyeti vardı. Üstelik Fransız hükümetinin tüm isteksizliğine rağmen General Joffre’ın sonbaharda batı cephesinde bir taarruz yapılması konusunda İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener’i ikna etmesi, Çanakkale Cephesi için geriye az sayıda bazı seçenekler bırakmıştı.

25 Nisan 1915 tarihindeki kara çıkarmalarının başladığı yerlerden bir diğeri de Seddülbahir bölgesiydi. Gelibolu Yarımadası'nın güneyinde uç noktada bulunan bu yer, çıkarma yapmak için belirlenen 5 ayrı koydan (İkiz Koyu-Pınariçi Koyu-Tekke Koyu-Ertuğrul Koyu-Morto Koyu) oluşmaktaydı.

 

“Anafartalar’ da işler yine kötü gitti. Eski tanrılar dün bize karşı savaştı –sis ve yangın, insanoğlunun icatlarına karşı hâlâ kendi icatlarıyla mücadele ediyorlar…” 22 Ağustos 1915 General Hamilton [1]

 

 

21 Ağustos 1915 günü General de Lisle’ın komuta etmekte olduğu İngiliz 9’uncu Kolordusunun taarruzunda, planlanan hedeflerin ve nihai sonucun yakınına bile varılamamıştı. Bu harekâta takviye olması bakımından Seddülbahir cephesinden getirilmiş olan 29’uncu Tümen, Anzak Kolordusu kuvvetlerinden toplama olan ve Bomba Tepe’yi ele geçirmek için görev alan karma Anzak Tugayı ile Mısır’dan getirtilmiş olan 2’nci Atlı Tümeni de kendilerinden beklendiği ölçüde fayda sağlayamamıştı. Türk savunması Anafartalar bölgesindeki İngiliz Kolordusunun tüm hareketlerini hâkim noktalardan takip ediyordu ve gözlenen gelişmelere göre her an bir taarruz bekleniyordu. Bu taarruz vaktine kadar aradan geçen süre içinde Türk savunması sorumlu olduğu her kesimde siperlerini tahkim etmek ve üzerlerine gelmesi yüksek olasılık dâhilinde olan bir İngiliz taarruzunu karşılamak üzere hazır bulunmuşlardı. Bu hazırlık ve büyük bir kahramanlık içinde mevzilerini korumak için gösterilen sebat ve azim, İngiliz taarruzunu boşa çıkarmıştı.

 

20. Yüzyıl içersinde gerçekleşen uluslar arası çatışmalar içersinde gerek katılan ülke sayısı gerekse uygulanış biçimi göz önüne alındığında, büyük savaş diye tanımlanan birinci dünya savaşı, kitlesel insanlık dramlarının en kapsamlı ve ilk olanıdır. Osmanlı İmparatorluğunun da son savaşı olan ve insanlık eliyle yaratılan bu afet, günümüz jeostratejik ve jeopolitik koşullarının biçimlenmesine de neden olmuştur. Birinci Dünya Savaşı, ikincisi yaşanana kadar Büyük savaş adıyla anıldı. Yaşanan acıları ve insan öyküleriyle de günümüze dek ilgi odağı olmayı sürdürdü. Büyük Savaş, Osmanlı İmparatorluğu için de uzun bir tarihi yolun sonudur. Evrimini tamamlayan İmparatorluk, Büyük savaş sonrasında tarihteki yerini almıştır.

 

6 Ağustos 1915 gecesi İngiltere’den gönderilmiş olan takviye kuvvetleri ile başlatılan büyük harekât, General Ian Hamilton için Gelibolu Yarımadası’nda devam eden siper muharebelerinin açılması ve Arıburnu bölgesi ile Anafartalar kesimine yapılan çıkarmalarla bölgedeki Türk savunmasının kuşatılması demek olacaktı. 7 Ağustos gününden itibaren İngilizlerin elinde, Arıburnu sırtlarındaki Türk savunmasını etkili bir biçimde kuşatma altına almak ve Maydos (Eceabat) yönüne ilerlemek için büyük bir fırsat bulunuyordu. Anzak sektöründe planlanan ConkbayırıKocaçimen Tepe hattını ele geçirme planı ve General Stopford komutasındaki 9’uncu İngiliz Kolordusunun Anafartalar bölgesi sahil kesimini güvenli bölge haline getirmesinin ardından, büyük harekâta kuvvetli bir destek oluşturacağı düşünülmüştü. Henüz ilk günlerden itibaren bir yandan aksilikler kendini gösterirken, diğer taraftan da ileri harekâtın türlü sebeplerle geciktirilmesi sonucunda Saros tarafından bölgeye takviye Türk birlikleri sevk edilmiş ve 8 Ağustos gecesi itibarıyla bir sonraki gün için İngilizler üzerine yapılması düşünülen bir taarruz planlanmıştı. Bölgeye yetişen takviye Türk kuvvetleri ve katı bir savunma anlayışı İngilizleri sersemletmişti. 15 Ağustos 1915 tarihine gelindiğinde, Türk savunmasının önce Anafartalar bölgesindeki başarılı taarruzunun ardından 10 Ağustos günü Conkbayırı kesimindeki süngü hücumu ile de buradan tehlikeyi savuşturmuştu.

 

Kırım Savaşı’nın meydana geldiği yıllarda, 30 Kasım 1853 tarihinde Sinop’ta bulunan donanmamıza baskın düzenleyen Rus Karadeniz Filosu, Karadeniz’de bulunan 7 firkateyn, 3 korvet ve 2 buharlı gemiden oluşan donanmamızı imha ederek bahriyemize büyük bir darbe vurdu. Donanmadaki zayıflığı fark eden Sultan Abdülaziz, donanmanın yeniden inşası programını başlattı. Ülkenin sahip olduğu sınırlı kaynaklara rağmen, İngiltere ve Fransa’daki tersanelere birçok zırhlı savaş gemisi siparişi verildi ve donanmanın yeniden tesis edilmesi için çaba sarf edildi.

Keşke buralarda vazife alsaydım…

AHMET CEMAL PAŞA -1918

Yenilgi sonrasında İstanbul’a dönen Cemal Paşa, Kompartımanın penceresinden gördüğü Anadolu’nun perişan panoraması karşısında, özel kalem müdürü Falih Rıfkı’ya "keşke buralarda vazife alsaydım" sözleriyle yakınmıştı. Eski 4. Ordu komutanının bu cümlesinde, Suriye – Filistin cephesinde yaptırdığı bayındırlık işlerine özeleştiri ve serzeniş vardır. Cemal Paşa Suriye’den ayrılırken, arkasında imar edilmiş kentler, Pozantı’dan Birüssebi’ye dek uzanan kara yolları ve beş yüz kilometrelik demiryolu ağı bırakıyordu. 

 

Akdeniz Seferi Kuvvetler Komutanı General Ian Hamilton, 9 Ağustos 1915 günü Anafartalar’da, 10 Ağustos tarihinde ise Conkbayırı’nda hüsrana uğraması ile birlikte büyük endişe duymaya başlamıştı. Bundan sonrasında ne Seddülbahir cephesinde, ne de umut taşınan Arıburnu ve Anafartalar cephesinde işler hiç de iç açıcı değildi. Hamilton, olan biteni “henüz başarıya ulaşamamak” olarak değerlendirerek öncelikle teselli bulmaya çalışmış ve ardından teknik açıdan hâlâ daha elindeki kozları değerlendirebileceğini düşünmüştü. Şu ana dek yapılan onun son kozuydu. Bununla birlikte, işler yolunda olmamasına rağmen her şey bitmemişti. Bu aşamadan sonra kaybedilecek fazla bir şey kalmamıştı ve eldeki tüm kuvvetlerden en yüksek ölçüde verim alabilmek için yüklenmeye devam edilecekti.

 

ÇEKİRGE YILI 1915

 

1915 yılının başlarında Suriye, Filistin ve Sina çölünde Birinci Kanal Seferinin neden olduğu askeri hareketlilik yaşanırken, Afrika’nın kuytu köşelerinden gelerek Sudan’da toplanan başka bir işgal gücü de son hazırlıklarını tamamlıyordu. Sayıları yüz milyarlara ulaşan istilacılar; Bir ay içinde 3500 kilometre yol alabiliyor, yere indikleri zamanlarda 1000 kilometre karelik bir alanı kaplıyor, her biri kendi ağırlığınca bitki tüketiyor, dişileri ise 100 adet yumurta bırakarak çoğalmayı sağlıyordu.

BARBAROS HAYREDDİN ZIRHLISI

 

Barbaros Hayreddin zırhlısını tasvir eden bir kartpostal.

 

Osmanlı donanmasının ikinci Barbaros’u olarak da anılan Barbaros Hayreddin zırhlısı, 29 Nisan 1894-8 Ağustos 1915 tarihleri arasında denizlerde görev yapmış bir savaş gemisidir. Asıl adı SMS Kurfürst Friedrich Wilhelm olan zırhlı, Alman Donanması’na ait Brandenburg sınıfı savaş gemilerinin sonuncusu idi. 1890 yılında “Panzerschiff D (Savaş Gemisi D)” adıyla kızağa konuldu. Kaiserliche Werft Wilhelmshaven’da (Wilhelmshaven Kraliyet Tersanesi) inşası başlanan gemi, 30 Haziran 1891’de denize indirildi. 29 Nisan 1894 tarihinde Alman donanmasına bağlı Birinci Filo’ya katıldı.

 

1.Rumpler B-1

 

1913 yılında Rumpler Flugzeugwerke tarafından tasarlanmış iki kişilik silahsız bir eğitim ve keşif uçağıdır. 1914 yılından itibaren Rumpler firması ve lisans altında Hannoversche Wagonfabrik tarafından üretimine başlanmıştır. Güçsüz motoru nedeniyle toplam 198 adet üretilmiş, bilahare daha gelişmiş modeli olan “C-1” tipine geçilmiştir. Osmanlı Silahli Kuvvetleri’ne 1915 yılından itibaren 16 adet Alman yardımı olarak gelmiş, 1918 yılına kadar görevde kalmıştır.17 Mart 1915 (deniz muharebelerinden 1 gün önce) Çanakkale cephesine bu uçaklardan bir adet gönderilmiştir.

 

6 Ağustos 1915 günü havanın kararmasıyla birlikte başlatılan büyük İngiliz harekâtı, 8 Ağustos gecesine kadar geçen süre içinde planlandığı gibi yürütülememişti. İngiltere’den gönderilen takviye kıtaları ile Gelibolu Yarımadası’ndaki her iki cephede de tıkanmış olan muharebelerin kaderini değiştirmek isteyen İtilaf devletlerine ait kuvvetlerin eline kolay bulunmayacak bir fırsat geçmişti. Seddülbahir ve Arıburnu cephelerinde bulunan mevcut kuvvetlere yapılan büyük ölçüdeki takviye ile bu cephelerde kendilerine geçit vermeyen Türk savunmasını aşmak için, beraberinde farklı bir taktik plan getirmişti. Arıburnu bölgesinin kuzey mıntıkasında bulunan Conkbayırı Kocaçimen Tepe hattına yeni İngiliz birlikleriyle kuvvetlendirilmiş Anzak taarruzu yapılacaktı. Bu taarruz, 6 Ağustos gecesi Anafartalar kesimine çıkarılacak olan General Stopford komutasındaki 9’uncu İngiliz Kolordusu tarafından desteklenecekti. Eş zamanlı olarak yürütülecek olan bu büyük taarruz planını uygulayarak, Arıburnu bölgesindeki Türk savunmasının kuşatılması ve bu büyük engelin aşılması ümit ediliyordu.

Akdeniz Seferi Kuvvetleri Komutanı General Ian Hamilton, İngiltere’den gönderilen ve Gelibolu Yarımadası’nda Türk savunmasını aşmak için kullanılacak olan yeni ordu birlikleri ile yapılacak harekâta yüksek umutlar bağlamıştı. Bu harekâtın yönü Arıburnu cephesi olarak belirlenmiş ve tüm planlar burada yapılacak olan büyük harekâtın başarısına endekslenmişti. General Stopford’un başında bulunduğu 9’uncu İngiliz Kolordusu Anafartalar kesimine çıkarma yapacak, liman çevresini emniyete alarak bölgedeki hâkim tepeleri ele geçirip işgal edecek ve devamında ise Arıburnu sırtlarında bulunan Türk savunmasının kuşatılması ve geri atılmasında yardımcı olacaktı. Bu yardım, ConkbayırıKocaçimen Tepe hattına taarruz edecek olan ve yeni ordu birliklerince takviye edilmiş Yeni Zelanda ve Avustralya Tümeni’nin harekâtına destek şeklinde olacaktı.

ÇANAKKALE SAVAŞI’NDA BİR BAŞKA DÜŞMAN

 

Çanakkale savaşı 100 yıl evvel sona erdi fakat geride bıraktığı izler bizi her geçen gün yeni bulgulara yönlendiriyor. Bu yazıda sizlere koleksiyonumdan bir seçkiyle “Çanakkale Savaşı’nda hastalıktan” bahsedeceğim; yani cephe gerisinde cebelleşilen düşmandan…

 

7 Ağustos 1915 sabahı gün doğmadan önce Conkbayırı - Besim TepeKocaçimen Tepe hattını ele geçirmek üzere Anzak bölgesinde başlatılan harekât umulduğu gibi gelişmemişti. İngiltere’den bölgeye gönderilen takviye birlikleri ile daha da güçlenen Anzak kuvvetleri, hedeflerindeki tepeleri ele geçirmek için belirlenen zamanın gerisinde kalmışlardı. Birlikler arasında görev bölümü yapılmıştı. Tepelere hücuma geçecek olan birlikler iki kola ayrılmışlardı. Sağ hücum kolu Şahin Sırtı üzerinden Conkbayırı’na yaklaşma yolunda harekete geçmiş ancak pek çok aksilik ve karışıklıklar sonunda 7 Ağustos sabahı gün doğduğunda ancak bu sırtın eteklerine kadar yaklaşabilmişlerdi. Bu yöne taarruza geçmesi gereken Yeni Zelandalıların planlanan sürenin gerisinde kalması Yüksek Sırt üzerindeki Avustralyalılar için bir anlamda hüsran olmuştu. Sol hücum kolunda ise 4’üncü Avustralya Tugayı ve 29’uncu Hint Tugayı kendi aralarında ikiye ayrılmışlardı ve Besim Tepe – Conkbayırı hedefini 7 Ağustos gün doğumundan önce ele geçirmeleri gerekiyordu. Ne var ki bu plan da istendiği gibi yürütülememiş, birliklerin tamamı tepelerin eteklerinde mevzilenerek dinlenmek ve karışıklarını gidererek düzenlenme ve mevzilenmeye geçmişlerdi.

 

 

DENİZ KUVVETLERİMİZ'İN KARA GÜNLERİ VE ÇANAKKALE'DE ÇAĞI YAKALAMASI

 

 

Sultan Abdülaziz’in büyük paralar harcayarak oluşturduğu donanma 1800lü yılların sonlarında, II. Abdülhamit tarafından Haliç’e çekilerek görev yapamayacak bir pozisyona getirilmişti. Abdülhamid’in Donanmayı hareketsiz bırakmasında 4 ana neden vardır;

6 Ağustos 1915 gecesi Arıburnu bölgesinde Anzak kuvvetlerinin, bulundukları cephede ve Seddülbahir bölgesindeki muharebelerin gidişatında belirleyici bir dönüm noktası olacaktı. 29’uncu İngiliz Tugayı, 29’uncu Hint Tugayı ve 13’üncü İngiliz Tümeni ile takviye edilen Anzak birlikleri ConkbayırıKocaçimen Tepe hedefine ulaşmak ve buradan Türk savunma hattının sağ yanını baskı altına alarak, öncelikle bu tepe hattına yerleşmek ve avantaj elde etmek istiyordu. Arıburnu bölgesindeki Kuzey Grubu Komutanlığı’nın Anzak hattının kuşatılması fikrinin gelişme şansı yok gibiydi. İngiliz donanma topçusunun varlığı, Arıburnu yamaçları ve sahil hattındaki bölgelere Türk yığınağı yapmasını olanaksız kılıyordu. Anzak bölgesinin kuzey sahil kesiminde bulunan Türk ileri karakolları vardı ama onlar da aynı sebeple bulundukları alanlarda rahat bir yerleşim içinde olamıyorlardı. Bu sahil hattındaki Türk ileri karakollarının görevi, Anzak bölgesinin kuzeye doğru genişlemesine tedbir almak maksatlı olarak gözetleme ve savunma yapmaktı. 6 Ağustos 1915 gecesi başlatılacak olan Anzak harekâtına destek olmak için İngiltere’den gönderilmiş olan büyük takviye kuvvetlerinden General Stopford komutasındaki 9’uncu İngiliz Kolordusu Anafarta Limanı içine ve Küçük Kemikli Burnu’nun güney kısmında bulunan bir bölümde çıkarmalar yapacaktı.

Almanlar 1. Cihan Harbinde müttefikimizdi. Ancak Birinci Dünya Harbinde 500 Almanın hayatını kaybetmesine, bazı Alman asker ve üst rütbeli subayların başarılarına rağmen bir türlü Çanakkale Zaferine ortak olmadılar. Yıllardır Çanakkale Muharebelerini araştıran Askeri Tarih Araştırmacıları ve Harp Tarihçilerinin merakla yanıtını aradığı, fakat bulmakta zorlandığı sorulardan biriydi bu. Fakat Alman Parlamentosunun Ermeni Tehcirini ve 1915 olaylarını kabul etmesiyle bu soru birinci elden yanıtını buldu.

 

Kut ül Amara zaferi 1952 yılına kadar bir bayram olarak kutlanmaktaydı. Ancak anlaşılamayan ve açıklanmayan nedenlerle ve özellikle Nato topluluğuna girdikten sonra bu kutlamalara son verilmiş, Kut zaferi unutulmuştur. Bu galibiyetin önemli olmasının bir nedeni de köklü askeri geleneğe sahip olan İngiliz ordusunun tarihinde görülmedik biçimde bir kitlesel teslim oluşu gerçeğidir. Diğer gerçek ise İngilizlerin karşısında, kendilerinden daha eski bir askeri geleneğe sahip olan ve değerini takdir edemedikleri Türk ordusunun bulunmasıydı.

Akdeniz Sefer Kuvvetleri’nin, Gelibolu Yarımadası’ndaki harekâtını gecikmeli de olsa başarıyla sonuçlandırmak üzere, İngiltere’den gönderilen takviye kuvvetleri ile birlikte uygulamaya geçilmişti. Arıburnu bölgesinden yapılacak ana harekât ile hızlı bir çözüme gidilmesi ve burada Sarı Bayır silsilesini ele geçirerek Türk savunmasını sağ kanadından ve gerisinden kuşatmak ve bölgede hâkimiyet kurmak için hazırlanan planlar hızlı olmayı ve kararlılığı gerektiriyordu. Conk BayırıKocaçimen Tepe mıntıkasını ele geçirmek üzere 6/7 Ağustos gecesi harekete geçilmiş ama yaşanan karmaşalar yüzünden, hazırlanan planlar pratikte kolayca uygulamaya konulamamıştı. Şahin Sırtı’ndan Conk Bayırı’na tırmanmak durumunda olan Anzak sağ hücum kolu, bu tepeye varmak ve Türk savunması burada yerini almadan ele geçirmek için geç kalmıştı. Aynı şekilde sol hücum kolunda da problemler yaşanmış ve ikiye ayrılmış olan bu hücum kolu da ele geçirmeleri gereken Kocaçimen Tepe – Besim Tepe hattına varmak için gecikmişti. Bu çevirme harekâtı gün doğmadan önce tamamlanmalı ve hedefler ele geçirilerek emniyet altına alınmalıydı. Bu operasyonun başarısı tüm harekâtın kaderini değiştirmesi bakımından son derece önem arz ediyordu.

 

 

"Ey Zair !... On iki ay düşmana cansiperane göğüs gerdikten sonra, onu kendi vatanına kadar kovalayan yirminci Türk tümeninin aziz şehitlerini hürmetle selamla. Vatan için Vatan haricinde terk-i hayat eden bu kahramanların ruhlarına fatiha oku..."

 

 

Akdeniz Seferi Kuvvetlerine İngiltere’den takviye olarak gönderilen Kitchener’in yeni ordusu ile yapılacak olan büyük harekât için beklenen zaman gelmişti. Takviye birlikleri ile yapılacak olan harekâtın yönü Arıburnu bölgesi olacaktı. Bir yandan ana taarruz hedefi ConkbayırıKocaçimen Tepe hattı olarak belirlenmişken, bu harekâta destek için de Anafartalar bölgesine çıkarılacak olan İngiliz birlikleri ile bölgedeki Türk kuvvetlerinin etrafını çevirmek, bu bölgede hâkimiyet kurmak ve devamında Eceabat (Maydos) istikâmetinde yürüyüşe geçmek amaçlanmıştı. Mareşal Liman von Sanders’in komutasındaki 5’inci Türk Ordusu, Gelibolu Yarımadası’na gönderilmek üzere takviye kuvvetleri hazırlandığını biliyordu. Bu takviye kuvvetlerinin ne zaman ve nerede kullanılacağı hakkında hazırlıklı olunmaya çalışılıyordu. Gelen kuvvetlerin miktarı tahmin ediliyor ve bir şekilde Ağustos ayı başlarında büyük bir harekât yapılması bekleniyordu. 5’inci Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders yeni çıkarmalar yapılacaksa ve yarımada üzerindeki birliklerle beraber veya müstakil bir taarruza geçilecekse, bunun yeri ve zamanının en mantıklı şekilde anlaşılması ve buna göre tedbirlerin alınması gerektiğini biliyordu. Bir yandan Çanakkale Boğazı’nda karşıdan karşıya birlik kaydırma gerektiğinde buna hazırlıklı olunması için ulaşım araçlarının her zaman hazır tutulmasını istiyor, diğer yandan büyük bir taarruz yapılması halinde bu olayın cereyan ettiği bölgeye bir an evvel birlik kaydırılması için de hazırlıklı bulunmaya çalışıyordu. Nitekim 25 Nisan 1915 tarihindeki çıkarmalar safhasında olduğu gibi, bu defa da aldatma harekâtları yapılabilirdi. Bu yüzden yine acele edilmeyecek ve düşmanın ana harekâtının tam olarak belirdiği bölge kesinleştiği zaman birlikler bu bölgeye kaydırılarak destek sağlanacaktı.

 

 

SİNA ÇÖLÜNDE BİR ŞÖVALYE – GALATASARAYLI HALET

 

 

Savaşlarda aslında gerçek olmayan öyküler kulaktan kulağa aktarılarak fantastik savaş efsanelerine dönüşmüştür. Bu anlatımlarla; Alçalan bir bulutun uzaya götürdüğü İngiliz askerlerine hayret ettik. Çanakkale'de 250 bin şehit verdik ya da Sarıkamış’ta doksan bin Mehmetçiğin donarak şehit olduklarına inanarak üzüldük. Aslında Birinci Dünya Savaşına katılan bahtsız nesil içersinde yer alan Türk subay ve askerleri savaştıkları geniş coğrafya içersinde efsane ve abartılara gerek duyulmayacak öyle şeyler yaşamışlardır ki her biri anlatılmaya değer.

Gelibolu Yarımadası’nda Ağustos 1915, Akdeniz Seferi Kuvvetler Komutanlığı ve doğal olarak İngiltere ve müttefikleri için bu cephedeki muharebelerin bir sonuca ulaşması ve artık uzayıp giden ve çıkmaza girmiş olan muharebelerin kesin olarak tamamlanması ve başarıya ulaşılması anlamına geliyordu. Yarımada üzerindeki mevzilerde bulunan İtilaf Devletleri’ne ait kuvvetlerin, kendilerine yüksek sayıda takviye kuvvetleri gönderilmesiyle birlikte, artık açmaza girmiş olan mevzilerinden çıkmak ve Türk savunmasını ezmek suretiyle geriye tazyik ederek Çanakkale Boğazı’nı birleşik donanmaya açmak için zaman gelmişti. Bölgeye gönderilen taze kuvvetlerin kullanılacağı saha belirlenmiş, büyük taarruz planları en ince detayına kadar hazırlanmış ve 6 Ağustos 1915 günü Seddülbahir ve Arıburnu cephelerinde icra hareketleri başlatılmıştı. Seddülbahir bölgesinde İngiliz birliklerinin başlattıkları taarruz dikkatleri bölgeye toplamıştı. Buradaki ana amaç esas büyük taarruz planının gerçekleştirileceği Arıburnu bölgesindeki harekâta Türk ihtiyat birliklerinden kaydırma yapılmasının önüne geçmekti. Her durumda ana taarruz bölgesine ihtiyat birlikleri sevk edileceklerdi ama büyük taarruz harekâtının ilk zaman diliminde bu durumla karşılaşılması istenmiyordu. Seddülbahir cephesindeki oyalama taarruzları ile birlikte Arıburnu cephesinin Anzak mevzi hatlarına göre güneyinde bulunan Kanlısırt Platosu üzerine de bir taarruz yapılacak ve bu şekilde bölgedeki Türk savunma kuvvetlerinin dikkati bu noktaya çekilecekti. Conkbayırı’nı elde etmeye yönelik harekât için Kuzey Grubu Komutanlığı’nın bölgedeki ihtiyatlarının nasıl değerlendirileceği çok önemliydi.

Chambers’in Çanakkale Savaşı’nın önemli bölümlerini gerçekleştiği araziyle birlikte değerlendiren çok sayıda kitabı mevcut. İki kitabı Türk okurlarla buluşan Chambers sık sık Çanakkale muharebe alanlarını ziyaret ediyor. Chambers Çanakkale Savaşı’na yaklaşımını şöyle özetliyor: Bugün Peter Hart ve Les Carlyon gibi yazarların hazırladığı çok iyi tek ciltlik Gelibolu kitapları mevcut fakat ben zaten halihazırda yazılmış çok iyileri varken tekrar yazmak istemedim. Benim yaklaşımımdaki farklılık; Gelibolu Yarımadası gibi küçük bir kara parçasına yoğunlaşarak, resmi kaynaklar ve iki taraftan da birincil kaynaklarını kullanarak, bölgeyi gezmek isteyen birçok insana bir savaş alanı rehberi sağlayarak onun hikayesini anlatmak .

 

 

Teşbihte hata olmaz; savaşlar tarihin kanla boyanmış sayfalarıdır. Yeryüzünün ilk büyük savaşı Kadeş acılar coğrafyası olan bu topraklardan kumanda edilmişti, sonra Truva Savaşı derken tarihin 1915’i gösterdiği yıl patlayan Çanakkale…

MUHAREBE ALANI YER İSİMLERİ

07 Ekim 2017
30 Eylül 2017
29 Ağustos 2017
20 Ağustos 2017
29 Haziran 2017
12 Nisan 2017
12 Mart 2017
24 Şubat 2017
17 Şubat 2017
11 Şubat 2017
27 Aralık 2016
26 Kasım 2016
25 Ekim 2016
20 Ekim 2016
11 Ekim 2016
29 Eylül 2016
11 Eylül 2016
14 Temmuz 2016
13 Temmuz 2016
04 Temmuz 2016
28 Haziran 2016
15 Haziran 2016
05 Haziran 2016
03 Haziran 2016
15 Mart 2016
06 Mart 2016
01 Mart 2016
26 Şubat 2016
16 Şubat 2016
14 Şubat 2016
12 Şubat 2016
08 Şubat 2016
03 Şubat 2016
01 Şubat 2016
30 Ocak 2016
10 Ocak 2016
31 Aralık 2015
22 Aralık 2015
03 Aralık 2015
03 Aralık 2015
28 Kasım 2015
27 Kasım 2015
26 Kasım 2015
15 Kasım 2015
09 Kasım 2015
04 Kasım 2015
02 Kasım 2015
01 Kasım 2015
29 Ekim 2015

 

© 2015-2017 www.canakkalemuharebeleri1915.com