Aralığın ilk günlerinden beri General Birdwood’un fikrini işgal eden endişe Suvla ve Anzak’ı tahliye ettikten sonra Seddülbahir’in ne suretle muhafaza edileceği meselesi olmuştu. (1)

“Buradan gidiyoruz. ‘Gitmek mi?’, ‘Evet, haklı?’ ‘Öyle mi dersin?’ ‘Kesinlikle!’ ‘Nereden duydun?’ ‘Falan filandan.’ ‘Şaka ediyorsun!’ ‘Ben tahliye edileceğimizi sanmıyordum. Bunun için bir neden göremiyordum. Siperdekiler yeni kum torbaları döşüyorlardı. İstihkâmcılar hatlarımızın arkasına yeni teller çekiyorlardı. Aklıma bile gelmezdi. Ama sonunda toplanma emri verildi. ‘Hey, haklıymışsın dostum’. (Er GeorgeAshurst) [1]

                                         

" Davut ve Goliath, bir su geçidinin kenarında karşılaştılar. Ordusunu kurtarmak için öne çıkan Davut, önce İsrailoğullarının kalkanlarından güneş ışığı yansıtıp dev düşmanının gözünü kamaştırarak miğferini çıkarmasını sağladı. Elindeki sapanla fırlattığı taş, korumasız kalan devin yere serilmesi için yeterli oldu.Goliath'ın kılıcını tutup kınından çektiği gibi onu öldürdü ve başını kesti. Goliath’ın öldüğünü gören Filistinliler kaçtılar." Tevrat - Eski Ahit 1.  

 

Tunç devrine kadar uzanan tarihiyle Kudüs, temel tek tanrılı dinlerin rekabet ve çatışma odağı olma özelliğini günümüzde de sürdürmektedir. Birinci Dünya savaşında, yağmur, sis ve bir Alman komutanın kararsızlığı bağlamında oluşan bilinmezlikler, bu kutsal kenti kaybetmemize neden oldular. Üçüncü Gazze savaşı sonrasında ileri yürüyüşlerini sürdüren İngiliz birlikleri, 1917 yılının 7/8 Aralık gecesi Türk mevzilerini direnişle karşılaşmadan ele geçirerek, kutsal kente giriş yolunu açtılar. İngiliz tarihçiler, yağmurlu bir gecede yoğun sisin de yardımıyla uygulanan taktik baskın sonucu Kudüs’ün düşürüldüğünü yazmışlardı. Türk belgeleri incelendiğinde ise bazı farklı sorunlarla da karşılaşılır. İngiliz saldırısı sırasında Türk Komuta kademeleri arasındaki emir alış verişleri, yenilginin ipuçlarını verir. 

 

“Evine dönen orduyu durdurma, kuşatılmış orduya daima çıkış kapısı bırak…” Sun Tzu

 

İtilaf Devletlerine ait Akdeniz Seferi Kuvvetleri’nin Gelibolu Yarımadası’nda devam eden ama cephe hatlarında tıkanmış durumdaki muharebeleri açmak için elinde bir tek Ağustos ayı içinde Anafartalar bölgesinden yapılacak kuşatma harekâtının planı bulunuyordu. Başarıya ulaşması halinde gerçekten de etkili sonuç vereceği başından belli olan bu plan İtilaf kuvvetleri adına hüsran ile neticelenmişti. Akdeniz Seferi Kuvvetler Komutanı General Ian Hamilton için yolun sonunu işaret eden Ağustos harekâtındaki başarısızlık kısa süre sonra beraberinde kendisi ve maiyeti için olumsuz sonuçlar getirmişti. 14 Ekim 1915 tarihinde Londra’da toplanan Çanakkale Komitesinde yapılan görüşmelerde Lord Kitchener ve General Hamilton arasındaki son telgraf yazışmalarının sonuçları görüşüldükten sonra bazı kararlar alınmıştı. Ağustos harekâtının ardından zaten güvenilirliği sorgulanmaya başlayan General Hamilton’ın bu görevi sürdüremeyeceği anlaşılmış ve Akdeniz Seferi Kuvvetler Komutanlığından alınmasına karar verilmişti. Bu karar 15 Ekim 1915 tarihinde Hamilton’a ulaşmış ve maiyetiyle birlikte görevi bırakması istenerek, komuta yetkisinin geçici bir süre için Anzak Kolordusu Komutanı General Birdwood’a bırakılması bildirilmişti. General Hamilton 17 Ekim günü görevini General Birdwood’a bırakarak İngiltere’ye hareket etmişti.

 

Osmanlı Genelkurmay Başkanlığının Mısır’a yolladığı Ömer Fevzi Bey, limanda karşıladığı Romanya vapurundan, geleceği bildirilen Gazetecinin çıkmadığını görerek 21 Ekim 1911 tarihinde durumu İstanbul’a bildiren bir mesaj kaleme aldı.

İngilizler 1915’in Ağustos taaruzu ile Çanakkale Savaşı’nda kayda değer önemli hiçbir şey elde edememiş; iki taraf da artık yorulmuş ve çarpışa çarpışa bir açmaza girmişti.

Bu yazının ilk bölümünü okumak için lütfen TIKLAYINIZ

 

Suriye – Filistin Cephesi

 

Birinci Dünya savaşında Süveyş Kanalı önemli bir Alman stratejik hedefiydi. Avustralya ve Hindistan’dan yollanan İngiliz dominyon takviyeleri Kanaldan geçerek batı cephesine ulaşmaktaydı. Süveyş Kanalının ele geçirilmesi ya da büyük ölçüde İngiliz gücünün kanalı savunma amacıyla angaje olması, Almanların üzerindeki yükü hafifletecekti. Türkiye’de ise, Mısır’ı tekrar ele geçirerek, İslam dünyasındaki etkinliğin artırılması gündemdeydi. Sonuçta, İki İttifak ülkenin ortak amacı doğrultusunda, Türk ordusunun Alman komutan, subay ve yardımcı birlikleriyle desteklenmiş, Süveyş Kanalı ana hedefli, Mısır saldırısı gerçekleşti. Açılan bu yeni cephe, Türkiye için Büyük Savaşta en uzun soluklu savaş alanı olmuştur. Suriye – Filistin cephesindeki askeri harekat üç safhada gerçekleşti; Birinci Kanal seferi, İkinci Kanal seferi ve İngiliz karşı saldırısı.

Osmanlı donanmasının Haliç’te geçirdiği yılların ardından eskimişliği fark edildi ve bu durumun düzeltilmesi için donanmanın modernize edilmesiyle alakalı programlar başlatıldı. Bu program dahilinde, birçok ülkeden irili ufaklı gemiler satın alındı. Bu gemilerin arasında, “kendi küçük yüreği büyük” diyebileceğimiz türde olan bir muhrip de mevcuttu: Muavenet-i Milliye muhribi.

 

Gelibolu Yarımadası’na tıkanmış hale gelen cephe hatlarının durumunu iyileştirmek için yapılan girişimlerin ardından, bu tıkanıklığı açmak için başlatılan Ağustos 1915 İngiliz taarruzları da İtilaf kuvvetleri için bir yarar getirmemişti. Bu düğümün Anafartalar bölgesinden çözülmesi için ayın ilk haftasından sonraki günler boyunca sürdürülen faaliyetler çözümsüz kalmıştı. Akdeniz Seferi Kuvvetler Komutanı General Ian Hamilton, Çanakkale cephesinin bundan sonraki aşamaları için İngiltere’ye rapor vermiş ve bir kez daha takviye kuvvetlerine ihtiyaç olduğunu belirtmişti. İngiliz hükümeti her ne kadar Çanakkale Boğazı’nın aşılmasının ve bunun bir an önce yapılmasının önemini takdir etmiş olsa da gelinen en son noktanın ardından özellikle batı cephesi olmak üzere, birinci dünya savaşının cereyan ettiği her iki cepheyi de kontrol etmek mecburiyeti vardı. Üstelik Fransız hükümetinin tüm isteksizliğine rağmen General Joffre’ın sonbaharda batı cephesinde bir taarruz yapılması konusunda İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener’i ikna etmesi, Çanakkale Cephesi için geriye az sayıda bazı seçenekler bırakmıştı.

25 Nisan 1915 tarihindeki kara çıkarmalarının başladığı yerlerden bir diğeri de Seddülbahir bölgesiydi. Gelibolu Yarımadası'nın güneyinde uç noktada bulunan bu yer, çıkarma yapmak için belirlenen 5 ayrı koydan (İkiz Koyu-Pınariçi Koyu-Tekke Koyu-Ertuğrul Koyu-Morto Koyu) oluşmaktaydı.

 

“Anafartalar’ da işler yine kötü gitti. Eski tanrılar dün bize karşı savaştı –sis ve yangın, insanoğlunun icatlarına karşı hâlâ kendi icatlarıyla mücadele ediyorlar…” 22 Ağustos 1915 General Hamilton [1]

 

 

21 Ağustos 1915 günü General de Lisle’ın komuta etmekte olduğu İngiliz 9’uncu Kolordusunun taarruzunda, planlanan hedeflerin ve nihai sonucun yakınına bile varılamamıştı. Bu harekâta takviye olması bakımından Seddülbahir cephesinden getirilmiş olan 29’uncu Tümen, Anzak Kolordusu kuvvetlerinden toplama olan ve Bomba Tepe’yi ele geçirmek için görev alan karma Anzak Tugayı ile Mısır’dan getirtilmiş olan 2’nci Atlı Tümeni de kendilerinden beklendiği ölçüde fayda sağlayamamıştı. Türk savunması Anafartalar bölgesindeki İngiliz Kolordusunun tüm hareketlerini hâkim noktalardan takip ediyordu ve gözlenen gelişmelere göre her an bir taarruz bekleniyordu. Bu taarruz vaktine kadar aradan geçen süre içinde Türk savunması sorumlu olduğu her kesimde siperlerini tahkim etmek ve üzerlerine gelmesi yüksek olasılık dâhilinde olan bir İngiliz taarruzunu karşılamak üzere hazır bulunmuşlardı. Bu hazırlık ve büyük bir kahramanlık içinde mevzilerini korumak için gösterilen sebat ve azim, İngiliz taarruzunu boşa çıkarmıştı.

 

20. Yüzyıl içersinde gerçekleşen uluslar arası çatışmalar içersinde gerek katılan ülke sayısı gerekse uygulanış biçimi göz önüne alındığında, büyük savaş diye tanımlanan birinci dünya savaşı, kitlesel insanlık dramlarının en kapsamlı ve ilk olanıdır. Osmanlı İmparatorluğunun da son savaşı olan ve insanlık eliyle yaratılan bu afet, günümüz jeostratejik ve jeopolitik koşullarının biçimlenmesine de neden olmuştur. Birinci Dünya Savaşı, ikincisi yaşanana kadar Büyük savaş adıyla anıldı. Yaşanan acıları ve insan öyküleriyle de günümüze dek ilgi odağı olmayı sürdürdü. Büyük Savaş, Osmanlı İmparatorluğu için de uzun bir tarihi yolun sonudur. Evrimini tamamlayan İmparatorluk, Büyük savaş sonrasında tarihteki yerini almıştır.

 

6 Ağustos 1915 gecesi İngiltere’den gönderilmiş olan takviye kuvvetleri ile başlatılan büyük harekât, General Ian Hamilton için Gelibolu Yarımadası’nda devam eden siper muharebelerinin açılması ve Arıburnu bölgesi ile Anafartalar kesimine yapılan çıkarmalarla bölgedeki Türk savunmasının kuşatılması demek olacaktı. 7 Ağustos gününden itibaren İngilizlerin elinde, Arıburnu sırtlarındaki Türk savunmasını etkili bir biçimde kuşatma altına almak ve Maydos (Eceabat) yönüne ilerlemek için büyük bir fırsat bulunuyordu. Anzak sektöründe planlanan ConkbayırıKocaçimen Tepe hattını ele geçirme planı ve General Stopford komutasındaki 9’uncu İngiliz Kolordusunun Anafartalar bölgesi sahil kesimini güvenli bölge haline getirmesinin ardından, büyük harekâta kuvvetli bir destek oluşturacağı düşünülmüştü. Henüz ilk günlerden itibaren bir yandan aksilikler kendini gösterirken, diğer taraftan da ileri harekâtın türlü sebeplerle geciktirilmesi sonucunda Saros tarafından bölgeye takviye Türk birlikleri sevk edilmiş ve 8 Ağustos gecesi itibarıyla bir sonraki gün için İngilizler üzerine yapılması düşünülen bir taarruz planlanmıştı. Bölgeye yetişen takviye Türk kuvvetleri ve katı bir savunma anlayışı İngilizleri sersemletmişti. 15 Ağustos 1915 tarihine gelindiğinde, Türk savunmasının önce Anafartalar bölgesindeki başarılı taarruzunun ardından 10 Ağustos günü Conkbayırı kesimindeki süngü hücumu ile de buradan tehlikeyi savuşturmuştu.

 

Kırım Savaşı’nın meydana geldiği yıllarda, 30 Kasım 1853 tarihinde Sinop’ta bulunan donanmamıza baskın düzenleyen Rus Karadeniz Filosu, Karadeniz’de bulunan 7 firkateyn, 3 korvet ve 2 buharlı gemiden oluşan donanmamızı imha ederek bahriyemize büyük bir darbe vurdu. Donanmadaki zayıflığı fark eden Sultan Abdülaziz, donanmanın yeniden inşası programını başlattı. Ülkenin sahip olduğu sınırlı kaynaklara rağmen, İngiltere ve Fransa’daki tersanelere birçok zırhlı savaş gemisi siparişi verildi ve donanmanın yeniden tesis edilmesi için çaba sarf edildi.

Keşke buralarda vazife alsaydım…

AHMET CEMAL PAŞA -1918

Yenilgi sonrasında İstanbul’a dönen Cemal Paşa, Kompartımanın penceresinden gördüğü Anadolu’nun perişan panoraması karşısında, özel kalem müdürü Falih Rıfkı’ya "keşke buralarda vazife alsaydım" sözleriyle yakınmıştı. Eski 4. Ordu komutanının bu cümlesinde, Suriye – Filistin cephesinde yaptırdığı bayındırlık işlerine özeleştiri ve serzeniş vardır. Cemal Paşa Suriye’den ayrılırken, arkasında imar edilmiş kentler, Pozantı’dan Birüssebi’ye dek uzanan kara yolları ve beş yüz kilometrelik demiryolu ağı bırakıyordu. 

 

Akdeniz Seferi Kuvvetler Komutanı General Ian Hamilton, 9 Ağustos 1915 günü Anafartalar’da, 10 Ağustos tarihinde ise Conkbayırı’nda hüsrana uğraması ile birlikte büyük endişe duymaya başlamıştı. Bundan sonrasında ne Seddülbahir cephesinde, ne de umut taşınan Arıburnu ve Anafartalar cephesinde işler hiç de iç açıcı değildi. Hamilton, olan biteni “henüz başarıya ulaşamamak” olarak değerlendirerek öncelikle teselli bulmaya çalışmış ve ardından teknik açıdan hâlâ daha elindeki kozları değerlendirebileceğini düşünmüştü. Şu ana dek yapılan onun son kozuydu. Bununla birlikte, işler yolunda olmamasına rağmen her şey bitmemişti. Bu aşamadan sonra kaybedilecek fazla bir şey kalmamıştı ve eldeki tüm kuvvetlerden en yüksek ölçüde verim alabilmek için yüklenmeye devam edilecekti.

 

ÇEKİRGE YILI 1915

 

1915 yılının başlarında Suriye, Filistin ve Sina çölünde Birinci Kanal Seferinin neden olduğu askeri hareketlilik yaşanırken, Afrika’nın kuytu köşelerinden gelerek Sudan’da toplanan başka bir işgal gücü de son hazırlıklarını tamamlıyordu. Sayıları yüz milyarlara ulaşan istilacılar; Bir ay içinde 3500 kilometre yol alabiliyor, yere indikleri zamanlarda 1000 kilometre karelik bir alanı kaplıyor, her biri kendi ağırlığınca bitki tüketiyor, dişileri ise 100 adet yumurta bırakarak çoğalmayı sağlıyordu.

BARBAROS HAYREDDİN ZIRHLISI

 

Barbaros Hayreddin zırhlısını tasvir eden bir kartpostal.

 

Osmanlı donanmasının ikinci Barbaros’u olarak da anılan Barbaros Hayreddin zırhlısı, 29 Nisan 1894-8 Ağustos 1915 tarihleri arasında denizlerde görev yapmış bir savaş gemisidir. Asıl adı SMS Kurfürst Friedrich Wilhelm olan zırhlı, Alman Donanması’na ait Brandenburg sınıfı savaş gemilerinin sonuncusu idi. 1890 yılında “Panzerschiff D (Savaş Gemisi D)” adıyla kızağa konuldu. Kaiserliche Werft Wilhelmshaven’da (Wilhelmshaven Kraliyet Tersanesi) inşası başlanan gemi, 30 Haziran 1891’de denize indirildi. 29 Nisan 1894 tarihinde Alman donanmasına bağlı Birinci Filo’ya katıldı.

 

1.Rumpler B-1

 

1913 yılında Rumpler Flugzeugwerke tarafından tasarlanmış iki kişilik silahsız bir eğitim ve keşif uçağıdır. 1914 yılından itibaren Rumpler firması ve lisans altında Hannoversche Wagonfabrik tarafından üretimine başlanmıştır. Güçsüz motoru nedeniyle toplam 198 adet üretilmiş, bilahare daha gelişmiş modeli olan “C-1” tipine geçilmiştir. Osmanlı Silahli Kuvvetleri’ne 1915 yılından itibaren 16 adet Alman yardımı olarak gelmiş, 1918 yılına kadar görevde kalmıştır.17 Mart 1915 (deniz muharebelerinden 1 gün önce) Çanakkale cephesine bu uçaklardan bir adet gönderilmiştir.

 

6 Ağustos 1915 günü havanın kararmasıyla birlikte başlatılan büyük İngiliz harekâtı, 8 Ağustos gecesine kadar geçen süre içinde planlandığı gibi yürütülememişti. İngiltere’den gönderilen takviye kıtaları ile Gelibolu Yarımadası’ndaki her iki cephede de tıkanmış olan muharebelerin kaderini değiştirmek isteyen İtilaf devletlerine ait kuvvetlerin eline kolay bulunmayacak bir fırsat geçmişti. Seddülbahir ve Arıburnu cephelerinde bulunan mevcut kuvvetlere yapılan büyük ölçüdeki takviye ile bu cephelerde kendilerine geçit vermeyen Türk savunmasını aşmak için, beraberinde farklı bir taktik plan getirmişti. Arıburnu bölgesinin kuzey mıntıkasında bulunan Conkbayırı Kocaçimen Tepe hattına yeni İngiliz birlikleriyle kuvvetlendirilmiş Anzak taarruzu yapılacaktı. Bu taarruz, 6 Ağustos gecesi Anafartalar kesimine çıkarılacak olan General Stopford komutasındaki 9’uncu İngiliz Kolordusu tarafından desteklenecekti. Eş zamanlı olarak yürütülecek olan bu büyük taarruz planını uygulayarak, Arıburnu bölgesindeki Türk savunmasının kuşatılması ve bu büyük engelin aşılması ümit ediliyordu.

Akdeniz Seferi Kuvvetleri Komutanı General Ian Hamilton, İngiltere’den gönderilen ve Gelibolu Yarımadası’nda Türk savunmasını aşmak için kullanılacak olan yeni ordu birlikleri ile yapılacak harekâta yüksek umutlar bağlamıştı. Bu harekâtın yönü Arıburnu cephesi olarak belirlenmiş ve tüm planlar burada yapılacak olan büyük harekâtın başarısına endekslenmişti. General Stopford’un başında bulunduğu 9’uncu İngiliz Kolordusu Anafartalar kesimine çıkarma yapacak, liman çevresini emniyete alarak bölgedeki hâkim tepeleri ele geçirip işgal edecek ve devamında ise Arıburnu sırtlarında bulunan Türk savunmasının kuşatılması ve geri atılmasında yardımcı olacaktı. Bu yardım, ConkbayırıKocaçimen Tepe hattına taarruz edecek olan ve yeni ordu birliklerince takviye edilmiş Yeni Zelanda ve Avustralya Tümeni’nin harekâtına destek şeklinde olacaktı.

ÇANAKKALE SAVAŞI’NDA BİR BAŞKA DÜŞMAN

 

Çanakkale savaşı 100 yıl evvel sona erdi fakat geride bıraktığı izler bizi her geçen gün yeni bulgulara yönlendiriyor. Bu yazıda sizlere koleksiyonumdan bir seçkiyle “Çanakkale Savaşı’nda hastalıktan” bahsedeceğim; yani cephe gerisinde cebelleşilen düşmandan…

MUHAREBE ALANI YER İSİMLERİ

15 Temmuz 2018
06 Mayıs 2018
22 Mart 2018
10 Mart 2018
06 Şubat 2018
27 Aralık 2017
13 Aralık 2017
01 Aralık 2017
07 Ekim 2017
30 Eylül 2017
29 Ağustos 2017
20 Ağustos 2017
29 Haziran 2017
12 Nisan 2017
12 Mart 2017
24 Şubat 2017
17 Şubat 2017
11 Şubat 2017
27 Aralık 2016
26 Kasım 2016
25 Ekim 2016
20 Ekim 2016
11 Ekim 2016
29 Eylül 2016
11 Eylül 2016
14 Temmuz 2016
13 Temmuz 2016
04 Temmuz 2016
28 Haziran 2016
15 Haziran 2016
05 Haziran 2016
03 Haziran 2016
15 Mart 2016
06 Mart 2016
01 Mart 2016
26 Şubat 2016
16 Şubat 2016
14 Şubat 2016
12 Şubat 2016
08 Şubat 2016
03 Şubat 2016
01 Şubat 2016
30 Ocak 2016
10 Ocak 2016
31 Aralık 2015
22 Aralık 2015
03 Aralık 2015
03 Aralık 2015
28 Kasım 2015
27 Kasım 2015
26 Kasım 2015
15 Kasım 2015
09 Kasım 2015
04 Kasım 2015
02 Kasım 2015
01 Kasım 2015
29 Ekim 2015